Mimari

m2Höyüğün Akeramik Neolitik kültürel dokusu, genel anlamda, bölge kapsamında bilinen çağdaş merkezlerle paralellikler göstermekle beraber, özellikle küçük bulguları açısından önemli farklılıklar yansıtır. Bütün veriler, Körtik Tepe’nin sürekli yerleşilen bir merkez olduğu konusunda birleşmektedir. Bu olgu, barınma sorununun nasıl çözümlendiğini gündeme getirir. Özellikle 2005-2010 yılları arasındaki kazı çalışmalarında elde edilen veriler, höyükteki mimari yapılanmanın boyutlarına önemli yaklaşımlar getirmiştir. Halen devam eden kazılarda en azından altı ayrı mimari katman saptanmıştır. Söz konusu katmanları karakterlendiren konutların tasarımları ortak özellikler içerir ki, tamamı yuvarlak planlıdır. Tek sıra halinde işlenmemiş taşlarla kuşatılmış toprak zeminli tabana sahip konutlar, bazı birimlerde belirgin yüksekliğe kadar korunmuş; çoğunluğunda ise, üst katmanlardaki yapılanmalar nedeniyle, dokusal bütünlük tahrip olmuştur. İlginç olan bir özellik ise, bazı konutların duvarlarında besin üretiminde kullanılan büyük boyutlu mortar ve öğütme bloklarının kullanılmasıdır. Çoğunluğunun tabanı, yoğun kullanım nedeniyle aşınarak delinmiştir. Dolayısıyla, işlevini yitirmiş bu mortarların konutların duvarlarında hangi amaçla kullanıldığı bilinmemekle beraber, höyükte besin üretiminin boyutunu göstermesi bakımından ayrı bir öneme sahiptirler. Bunu tamamlayan diğer kanıtlar ise, yine duvar inşasında kullanılmış öğütme taşları ve bir çok konutta varlığına tanık olunan hayvan kemikleridir.

Körtik Tepe yapılarını üç ana grupta toplamak olasıdır. Birinci grubu, planları tam olarak kavranabilen ve toplam 86 tanesi ortaya çıkarılan yuvarlak planlı yapılar oluşturur. m1Bunların dışında, yeterince korunamamış çok sayıda kalıntının varlığı da söz konusudur. Çapları 2.30 – 3.00 m arasında değişkenlik gösteren bu yapılar, doğrudan toprak zemin üzerine inşa edilmişlerdir. Basit ve işlenmemiş taş sıralarından oluşan temelleriyle ortak özellikler içeren bu yapıların çukur tabanları sıkıştırılmış topraktan oluşur. Genel ağırlık tek sıra olmak kaydıyla, çok azında taş temel, iki ya da üç sıra halinde korunmuştur. Üst yapılarına ilişkin kesin kanıtlar olmamakla birlikte, belirli bir yüksekliğe kadar inşa edilmiş taş sıralarının, üzeri sıvanmış saz gibi bitkisel malzemeden inşa edilmiş duvarları sağlamlaştırmaya yönelik olduğu söylenebilir. Bu ayrıntılar bir tarafa bırakıldığında, ölçüleri bakımından az sayıda kişinin barınmasına olanak sağlayan, bazı durumlarda birbirleriyle bitişik olan söz konusu konutlar, yuvarlak planlı yapılar adı altında tanımlanmıştır. Bütün konusunda kesin bir yargıya varamamakla beraber, genel bir değerlendirmeyle, Akeramik Neolitik evrenin en erken yerleşimlerini karakterlendiren ve doğrudan toprak zemin üzerine inşa edilmiş yuvarlak planlı; düz ya da çukur tabanlı, tek mekanlı bu konut tipine, içinde Körtik Tepe’nin de bulunduğu, Hallan Çemi, Göbekli Tepe, Tell Abr, Jefr el Ahmar, Şeyh Hasan, Mureybet, Qermez Dere ve Nemrik gibi Yakındoğu’nun Akeramik Neolitik merkezlerinde de tanık olunur.

İkinci grubu, bireylerin yaşaması için elverişli boyutlara sahip olmayan yapılanma modelleri oluşturur. Kazılan alanlarda, yaklaşık bütün yapılanma seviyelerinde varlığına tanık olunan yine yuvarlak plana sahip bu yapıların çapları 1.10 -2.10 m. arasında değişmektedir. Tahrip olmuş ve bütünlükleri bozulmuş olanların dışında tanımlanabilen 29 örneği saptanan söz konusu yapıların tabanı çakıl taşlarıyla döşelidir. Yoğunluk doğu kesimde olmak kaydıyla, höyüğün batısında ve orta kesiminde de yer alan bu yapıların, yaklaşık bütün derinliklerde aynı bölgelerde toplanmaları dikkat çekicidir. Taş tabanlı yapılar olarak tanımladığımız bu oluşumlar, boyutları ve taban döşemeleriyle yuvarlak planlı yapılardan ayrılırlar; ancak, tabakalaşma açısından paralellikler gösterirler. m3Yaşamsal gereksinimlere karşılık vermeyen boyutlarıyla söz konusu yapılar, Hallan Çemi’deki benzerlerinden hareketle, depolama birimleri olarak hizmet etmiş olmalıdırlar. Ayrıca, bu yapıların içinde yoğun bitkisel kalıntıların saptanması da, bu yöndeki işlevleri konusunda ayrı bir kanıt oluşturur. Dolayısıyla, basit besin üretim yöntemlerini bilen yerleşik avcı-toplayıcı grupların karakteri olarak algılanan ve toplanan ürünlerin ya da üretim fazlası besinlerin biriktirilmesi yoluyla sistemin devamını sağlama yönünde kendini gösteren bu uygulamanın, Körtik Tepe’de de bilindiği söylenebilir ki, bu durum höyükte yıl boyu kalmayı kolaylaştırmıştır.

Devam eden kazıların varılan aşamasında sadece üç örneği (Y3, Y11, Y44, Y35) ortaya çıkarılan üçüncü grup yapılar ise, sayısal oranları yanı sıra, boyutları ve tabanlarında saptanan bulgularıyla farklı karakter sunarlar. Yine yuvarlak planlı olan yapıların ikisi höyüğün batı yakasında, diğeri ise doğu tarafta yer alır. 0.98 m derinlikte saptanan batıdaki Y3 yapısı, 3.45 m. lik çapıyla, diğerlerine oranla, oldukça büyük boyutludur. Balçık harçla kaynaştırılmış ve orta büyüklükte düzgün sıralanmış taşlarla inşa edilmiş temel duvarı dört sıra halinde korunmuştur. Sıkıştırılmış toprak tabanın altında bir de intramural iskelet içeren yapının ortasında, uzantıları ve işlevi belirlenemeyen bir duvar kalıntısı yer alır. Batı yakadaki diğer yapı (Y44), 3.80 m. çapındadır ve 1.35 m. derinlikte yer alır. Diğeriyle benzer teknikte inşa edilmiş temel duvarı asimetrik bir yapı sergiler. Sıkıştırılmış topraktan oluşan tabanın altında saptanan bir iskelet ve beraberinde gömülmüş yaban keçisi boynuzları, yapıya özel bir anlam kazandırmaktadır. Höyüğün doğu yakasında yer alan üçüncü örnek (Y11), 1.80 m. derinliğiyle alanda saptanmış tek yapıdır. 3.42 m. lik çapa sahip yapının temel duvarı, Y44’de olduğu gibi, asimetriklik içermekle beraber, yine balçık harçla kaynaştırılmış orta büyüklükte işlenmemiş taşlarla inşa edilmiştir. Üst seviyelerdeki yapılanmalar nedeniyle, kısmen tahrip edilmiş olan yapının taban dokusu, tamamen kazılmadığı için, anlaşılmamıştır.m5

Boyutlarıyla diğerlerinden ayrılan ve sayısal azınlığa sahip olan bu yapıların işlevlerini açıklama konusunda veriler eksiktir. Derinlikleri esas alındığında, tamamında saptanamazsa bile, en azından bulundukları mimari seviyelerde birer örneğinin saptanması, söz konusu yapılara özel anlamlar yüklenmesi gerektiğini düşündürmektedir ki, bu olgu Hallan Çemi’de varlığı saptanan kamu yapılarını akla getirmektedir. Körtik Tepe’nin, konut ve depolama amaçlı birimlerin dışında, özellikle küçük bulgularda baş gösteren Hallan Çemi ile kültürel doku benzerliği, bu düşünceyi doğrulayan bir unsur durumundadır. Doğrudan benzerlikler yansıtmasa da, benzer oluşumlu yapılara, Çayönü ve Nevali Çori’de olduğu gibi, Anadolu’nun daha geç dönem Neolitik merkezlerinde de tanık olunur. Levant bölgesinde ise, Ain Mallaha ve Jericho gibi PPNA dönemi merkezleri yanı sıra, Beidha gibi daha geç yerleşimlerde görülür. Plan özellikleri, inşa biçimleri, bulguları ve bazı işlevleri açısından farklılıklar içerseler de, diğer konutlardan belirgin biçimde ayrılan ve sayısal açıdan az sayıda olan söz konusu konutların, kamu yapıları adı altında Körtik Tepe’de saptanmaları şaşırtıcı değildir. Çünkü, Körtik Tepe yerleşimi, bir çok açıdan sadece Anadolu ile değil, aynı zamanda Levant bölgesi kültürleriyle de paralellikler göstermektedir.

Korunmuş yapıların sayısı ve türü esas alındığında, Körtik Tepe yerleşiklerinin barınma sorununu çözdükleri görülmektedir. Bu anlamdaki çözüm, yuvarlak planlı yapılarda bulunmuştur. Örtü sorununda kolaylıklar sağlayan bu basit plan uygulaması, yerleşik düzene geçişin en erken evrelerinde kalıcı ve sürekli yerleşilen yerleşimlere de öncülük oluşturur ki, bu konuda atılmış ilk adımlara Yakındoğu ve Anadolu’da tanık olunur. İnsanların yer değiştirmeden beslenme gereksinimlerine cevap veren olanaklara sahip alanlarda kurulan bu yerleşmeler, yaygın kanının ötesinde, tarım öncesi toplumlarda yerleşik yaşam biçimlerinin ortaya çıktığını gösterir. Bu olgunun ve gelişmenin arkeolojik olarak kavrandığı merkezlerden birisi de Körtik Tepe’dir.