Bulgular

Başta Hallan Çemi olmak üzere, Yukarı Dicle Vadisi kapsamındaki çağdaşı yerleşimlerden elde edilen verilerle koşutluklar yansıtan yerleşim karakteri, konutlarda ve mezarlarda ölü armağanı olarak çıkarılan bulguların tanıklığı, faunal analizler ve diğer kanıtlar, Körtik Tepe’nin Akeramik Neolitik A dönemine aitliğini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu olgu, höyüğün M.Ö. 10. binin başlarında yerleşildiğini gösteren C14 analizleriyle de doğrulanabilmektedir. Dolayısıyla, Körtik Tepe, Anadolu’nun bilinen en eski yerleşimlerinden birisi durumundadır. Hallan Çemi ile paralellikler yansıtan Epi-paleolitik karakterli mikrolitler ve devrik sırtlı makro uçlar esas alındığında, Körtik Tepe’nin daha erken bir dönemde yerleşilmiş olabileceği konusunda uyarıcı ipuçları vardır.

Sonuç olarak, doğanın değişken koşulları karşısında, beslenme ve barınma kaygısıyla bir araya gelen insan topluluklarının yarattıkları Neolitik uygarlığın öyküsüne her aşamada tanıklık eden Bereketli Hilal’in Anadolu’yu ilgilendiren kesiminde yer alan Körtik Tepe, daha başlangıç evresinde, besin üretiminin zorlayıcı koşullarından bağımsız olarak yerleşik bir karakter sunar. Bulgular ışığında, yerleşiklerin yetkin kültürel birikimlerini ve inanç geleneklerini algılama olanağı elde edilmiştir ki, bütün bunlar Körtik Tepe’nin bölgedeki Çanak-Çömleksiz Neolitik merkezler arasındaki yerini ve önemini ortaya koymaktadır. Hallan Çemi, Demirköy, Göbekli Tepe ve Çayönü gibi bölgenin bilinen yerleşimleriyle olan ilişkileri, başta bezemeli ve bezemesiz işlenmiş taş kaplar olmak üzere, sürtmetaş ve yontmataş eselerinde kavranabilmekle beraber, figürlü taş objeler gibi bazı özel bulgularda baş gösteren farklılıkları, Körtik Tepe’nin daha gelişkin bir kültürün temsilcisi olduğunu göstermektedir. Diğer bir ifadeyle, Hallan Çemi ile birlikte Anadolu’da yerleşik düzene geçişin olasılıkla en erken evresinde yer alan Körtik Tepe, yerleşme ve barınma sorunlarını çözmüş, sosyal hiyerarşilerini oluşturmuş, dinsel inanış biçimlerinin yönlendiriciliğinde ölü gömme gibi bazı geleneksel uygulama biçimleri geliştirmiş ve özel üretim alanlarında estetik değerler yaratmış bir topluluğun ve ünik bir kültürün temsilciliğini yapmaktadır.

Kemik Buluntular

kmk1Körtik Tepe’nin diğer bir buluntu grubunu kemik eserler oluşturmaktadır. Çoğunluğu ölü armağanı durumunda ortaya çıkarılmış olmakla birlikte, az sayıda da olsa, bazıları bağımsız ele geçmiştir. Ölü armağanı durumundaki insitu bulgular, işçilikleri ve diğer özellikleriyle daha niteliklidirler. Biçimsel özellikleri ve yüzeylerinde korunmuş bezemeleri esas alındığında, kemik eserleri dekoratif ve işlevsel olmak üzere iki gruba ayırmak olasıdır. İşlevsel aletler daha çok bız ve delgilerden ibarettir. Çoğunluğu parçalar halinde ele geçmekle birlikte, tanımlanabilir durumda olan bızlar, biçimsel açıdan, Çayönü ve Zawi Chemi örnekleri ile koşutluklar yansıtırlar. Kemik aletlerin diğer bir grubunu oluşturan delgiler, daha büyük boyutları ve küt uçları ile ayırt edilirler. Çeşitli amaçlar doğrultusunda kullanılmış küçük boyutlu kemik delicilerin de (iğne) yakın benzerlerine yine Çayönü’de tanık olunur. Zarzian geleneği ile ilişkili bulunan Hallan Çemi’nin kemik bulguları ile de benzer özellikler yansıtan Körtik Tepe’nin bu yöndeki eserleri, biçim ve işlevleriyle, bölgenin diğer yerleşimlerinden bilinen geleneklerden kopuk değildir.

kmk2Genelde ince-uzun ve oval biçimli olan dekoratif kemik eserlerin yüzeylerinde, kazıma çizgilerden oluşan bezemelere ve figürlere tanık olunmaktadır. Orta kesimlerinde ya da sivri uçlarında, kullanım biçimlerine açıklık getiren delikler bulunur. Hangi amaç doğrultusunda üretildikleri konusunda kesin bir yargıda bulunmak olası görünmemekle beraber, yalın kazıma bezemeli kemik eserlerin yakın benzerleri Hallan Çemi’de de görülür. Bunların yanı sıra, 2008 kazı döneminde, benzerlerine tanık olunmayan üç ayrı kemik bulgu ortaya çıkarılmıştır. Kısmen korunmuş ilk bulgu üzerinde, bütün kompoziyon korunmamış olsa da, kazıma yöntemle işlenmiş bir akrep figürü tanımlanabilmektedir. Eksik korunmuş ikinci örnek, yarı oval yüzeyi üzerine yine kazıma yöntemle işlenmiş figürler içerir. Burada, gövdesi çoklu zigzag çizgilerden oluşturulmuş ve başı üçgen şeklinde vurgulanmış dikey konumlu bir yılan tanımlanabilmektedir ki, benzeri figürler özellikle taş kaplar üzerinde de görülür. Diğerlerinden daha büyük olan kemik eser üzerinde ise, bu kez, alt alta sıralanmış iki dağ keçisi figürü korunmuştur. Beraberinde bulunduğu iskelet ile birlikte aşı boyası kalıntıları içeren kemik bulgu yüzeyindeki dağ keçisi figürleri, işleniş teknikleri ve anatomik yapılarıyla, doğrudan taş kaplar üzerine işlenmiş figürlere benzerler. İki ayrı mezarda ölü armağanı olarak ortaya çıkarılan söz konusu bulguların işlevleri, kuskusuz, buluntu durumları ile doğrudan bağlantılıdır. Körtik Tepe’nin yüzlerce Akeramik Neolitik mezarı içinde sadece iki tanesinde ortaya çıkarılması ise, söz konusu mezarlarda yatan insanların sosyal statüleri ve rolleri ile açıklanabilir. Dolayısıyla, özellikle yüzeylerine işlenmiş figürlerin başka buluntu gruplarında da görülmesi, tasarımlarında ve işlenişlerinde gözlemlenen süreklilik, bunların bazı dinsel inanış biçimlerinin sembolik ifadeleri olabileceğini bir kez daha düşündürmektedir.

Sürtme Taş

sttoolsHöyük buluntularının büyük bir çoğunluğu sürtmetaş eserlerden oluşur. Farklı kullanım amaçlarına hizmet eden söz konusu bulgular, yoğunluklu olarak mezarlarda ortaya çıkarılmıştır. Çok az sayıda örnek ise, mezarlardan bağımsız olarak konut tabanlarında saptanmıştır. Bütün olarak korunmuş ender örnekler dışında, büyük çoğunluğu kırılarak mezarlara ölü armağanı olarak konulmuş bulgular arasında, çok sayıda taş kap, farklı biçim ve boyutlara sahip işlevsel ve törensel baltalar, havanlar, ezme ve öğütme taşları, mortarlar, havanelleri ilk sırayı alır. Yine farklı taşlara işlenmiş takı grupları, bezemeli ve bezemesiz kemik eserler, figürlü taş objeler de dikkate değer çoğunluktadır. Bütün buluntu gruplarında, Körtik Tepe’de zengin bir kültürel birikimin varlığı algılanmaktadır. Söz konusu bulgular arasında, zengin biçimsel repertuarları, geometrik ve naturel bezemeleri ile taş kaplar önemli bir yer tutar.

Taş Kaplar

Taş kapların çoğunluğu, obsidyen ve çakmaktaşı aletlerle kolayca aşındırılabilen kloritten üretilmiştir. Bunların dışında, sayıları az da olsa, kireçtaşı ve çakmaktaşından üretilmiş kaba örnekler de görülür. İç ve dış yüzeylerinde korunmuş izlerden kolayca anlaşıldığı üzere, aşındırma ve yongalama yöntemiyle şekillendirilen kaplar, değişken biçimsel özelliklere ve boyutlara sahiptirler. İşlevlerine yönelik ipuçları veren buluntu durumları esas alındığında, gündelik kullanım amaçlı üretilmiş olanlar yalın ve görece kabadırlar. Ölü armağanı durumundakiler ise, özenli işçilikleri ve seçkin dekorasyonları ile diğerlerinden ayrılırlar. Yüzeylerine göre taş kapları, genel anlamda yalın ve bezemeli olarak iki ana gruba ayırmak olasıdır.

tv2Dış yüzeyleri özenle parlatılmış yalın kapların bazılarında, ağız kenarını vurgulamak amaçlı basit kazıma çizgiler ve dar dalgalı hat ve zigzag bantlar görülür. Çoğunluğu özenle parlatılmış yüzeye sahiptirler. Bezemeli kapların büyük çoğunluğunda ise, geometrik motifler egemendir. Kazıma yöntemle işlenmiş değişken geometrik bezemelerin işlenişinde estetik kaygının varlığı sezilmektedir ki, bu olgu biçim ve bezeme uyumunda da kendini göstermektedir. Obsidyen ya da çakmaktaşıyla işlenmiş bezemeler, kapların biçimiyle bağlantılı olarak değişkenlik gösterir. Sayıları sınırlı da olsa, bütün yüzeyleri kazıma ve kabartma yöntemle işlenmiş hayvan figürleriyle donatılı taş kapların varlığına da tanık olunmaktadır. Ağırlıklı olarak yılan, dağ keçisi, akrep, kuş ve karışık yaratıklardan oluşan figürler, anlam değerleri bakımından, uzantıları günümüze kadar gelen inanç değerlerini temsil ederler. Özellikle belirli bezeme grupları ve bunları oluşturan motiflerin yanında, dağ keçisi gibi figüratif betimlemelerde gözlemlenen ısrar, bir bütün olarak dekorasyona belirli anlamlar yüklenmesini gerekli kılar niteliktedir.

tv12Taş kaplar, biçimsel ve bezeksel ayrıntıları, yapısal özellikleri ve işçilikleri ile olası bir gelişimin varlığına işaret etmektedirler. Buluntu derinlikleri esas alındığında, bezeksel ve biçimsel bakımdan, yalın yüzeylilerden daha zengin bezemeli ve özenli işçiliğe sahip olanlara doğru bir gelişimin varlığı sezinlenmektedir. Bu durum, mimari doku dışında diğer buluntu gruplarında da algılanan ve Körtik Tepe’de Akeramik Neolitik dönemin birden fazla evre halinde yaşandığını ortaya koyan sonuçlarla doğrudan parallelik göstermektedir.

Körtik Tepe taş kaplarının, başta malzeme ve işçilik olmak üzere, Anadolu’da yakın benzerlerine Hallan Çemi’de tanık olunmaktadır. Çayönü, Demirköy, Göbekli Tepe gibi çağdaş ve daha geç yerleşimlerde ise sınırlı sayıda örneklerle temsil edilmektedirler. Anadolu dışında, Kuzey Irak’ta Dicle boyu yerleşimlerde varlığına tanık olunmazken, biçimsel açıdan benzer kaplar Kuzey Suriye’de bazı yerleşim birimlerinde de görülür. Söz konusu merkezler arasında, Körtik Tepe bulguları, üretim yöntemleri ve biçimsel özellikleri ile daha çok Hallan Çemi bulguları ile yakın paralellikler gösterirler. Bu olgu, özellikle geometrik ve figürlü bezemelerinde kendini gösterir. Bütün halinde korunmamış olsalar da, bazı kap parçaları üzerinde tanımlanabilen hayvan figürleriyle Hallan Çemi bulguları, tür açısından, Körtik Tepe örnekleriyle doğrudan benzerlikler yansıtmasalar bile, işleniş teknikleri bakımından uyum içindedirler. Bununla beraber, Akeramik Neolitik dönemin Nevali Çori, Göbekli Tepe ve Hallan Çemi gibi merkezlerinde, farklı ortam ve malzeme üzerine işlenmiş benzer figürlerin görülmesi, bunların dönemin dini inanış biçimlerinin sembolleşmiş yansımaları olarak düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.

stvessel-1bBir çok çağdaş ve sonrası dönemlere ait merkezlerde sınırlı sayıda bulguyla temsil edilmiş olsalar da, Anadolu’nun da dahil olduğu Yakındoğu coğrafyasında Akeramik Neolitik dönem topluluklarında varlıklarına tanık olunan taş kapların en yetkin örneklerinin Körtik Tepe’de olduğu açıktır. Bundan hareketle, Körtik Tepe yerleşiklerinin bu anlamdaki kültürün yaratıcıları oldukları söylenebilir. Özetle, dönemin ölü gömme ritüelleriyle bağlantılı olası bir uygulamasına yorumlanacak nitelikte, genelde kırılarak mezarlara konulan taş kaplar, bir çok yönden yakın ve dış dünyadan kopuk olmadıkları anlaşılan bölge yerleşiklerinin kültürel dokularına bir çok anlamda yeni yaklaşımlar getirmektedir.

Her buluntu grubu, Körtik Tepe’nin çağdaşı ve sonrası diğer yerleşimlerle olan ilişkilerini gündeme getirir. Bunlardan birisi de işlevsel ve törensel amaçlı üretilmiş havanelleridir. Sert taştan işlenmiş ve kullanım sonucu aşınma izleri içeren örnekler genellikle kaba biçimsel özellikler sergilerler. Parlak ve aşınmamış yüzeye sahip olanlar ise, genellikle taş kapların da işlendiği daha yumuşak karakterli kloritten üretilmişlerdir. Üst bitimleri daha çok stilize yırtıcı kuş ve dağ keçisi başı ile sonlandırılmış bu türden havanellerinin çoğunluğu, ölü armağanı olarak mezarlarda ortaya çıkarılmıştır. Anadolu’da Hallan Çemi ve Çayönü’de örneklerine tanık olunan söz konusu havanellerinin yakın benzerleri Nemrik 9 yerleşmesinde de görülür. Levant bölgesinin erken Akeramik Neolitik merkezlerinde tanınmamış olan bu türden hayvan başlı havanellerinin ritüel amaçlı kullanılmış oldukları kabul edilmektedir.

Taş Aletler

bileyi01Az sayıda örnekle temsil edilen diğer bir buluntu grubunu, farklı taşlara işlenmiş bilev taşları oluşturur. Orta kesimlerinde yer alan derin yivlerden dolayı bu işlev yüklenen söz konusu bulguların bazılarında yalın kazıma bezekler görülür. Ayrıntılarda farklılıklar yansıtsalar da, biçimsel ve işlevsel özellikleri açısından yakın benzerlerine Çayönü, Cafer Höyük’ün geç evresi, ve yüzeyine işlenmiş figürleriyle Jerf el Ahmar’da tanık olunur.

ta2Körtik Tepe bulguları arasında, sayısal olarak çoğunluğu oluşturan diğer bir buluntu grubunu taş baltalar oluşturur. Genelde kaba yapısal özelliklere sahip olmakla beraber, üretim teknikleri bakımından özenle şekillendirilmiş olanları da vardır. İşlevleriyle bağlantılı olarak çok sayıda örnekle temsil edilen baltalar ya da bu tanımlama kapsamında değerlendirilen bulgular, değişik taş türlerine işlenmiş olarak, boyutları bakımından farklılıklar içerirler; ancak, özde benzer biçimsel özelliklere sahiptirler. Orta kesimlerinde sap delikleri olan söz konusu baltaların gömü armağanı olanları, özenle şekillendirilmiş biçimsel bütünlüğe sahiptirler. ta1Mezarlardan bağımsız bulunanların çoğunluğu ise, daha kaba ve kullanımdan kaynaklanan aşınmalar içerirler. Bunların yanı sıra, ölü armağanı olarak da kullanılmış söz konusu bulgular arasında, özde baltalara benzemekle beraber, basık-yuvarlak biçimleri, daha küçük boyutları ve teknikleri bakımından daha özenli üretilmiş örnekler (mace head) dikkat çekicidir. Klorit gibi daha yumuşak karakterli taşlara işlenmiş ve diğerlerine oranla zarif biçimlere sahip söz konusu bu ürünlerde aşınma izleri pek görülmez. Buluntu durumlarının sağladığı destekle, olasılıkla ritüel amaçlı kullanılan bu baltaların benzerleri, kültürel ilişkilere kanıt olarak, Hallan Çemi ve biçimsel ayrıntılarda bazı farklılıklarla, Çayönü’de de görülür.

Takılar

resim-11Höyüğün zengin kültürel birikiminin diğer bir göstergesi de, farklı malzemelerden üretilmiş çeşitli takı gruplarıdır. Bunların başında, dağınık halde ya da taş kapların içinde, iskeletlerle birlikte mezarlara ölü armağanı olarak konulmuş boncuklar gelir. Büyük çoğunluğu kolay işlenebilir bordo renkli taştan üretilmiş boncuklar, silindirik biçimleriyle ortak özellikler sergilerler. Sayısal ağırlık bu türde olmak kaydıyla, ikinci grubu kuş, balık gibi bazı hayvanların omurga kemiklerinden ve kabuklu hayvanlardan elde edilmiş boncuklar oluşturur. Diğer bulgularda olduğu gibi, çoğunlukla ölü armağanı olarak değerlendirilmiş boncukların da türleri, nicelikleri ve nitelikleri mezarlara göre değişkenlik gösterir. Bazı mezarlar ise, bu bulgulardan yoksundur. Az sayıda örnekle temsil edilmiş olsalar bile, taş kaplarla aynı malzemeye, diğer bir ifadeyle klorit parçalarına işlenmiş buluntular, biçimsel özellikleri gereği takı olarak değerlendirilmek durumundadırlar. Söz konusu bulgular, yalın ve kabartma paralel çizgilerden oluşan bezemeleri, özenle işlenmiş delikleri ile yetkin işçilik sergilerler. serp03Ayrıca, genelde oval biçimli olmak üzere, farklı şekillerde biçimlendirilmiş serpantin boncuklar da bulgular arasında yer alır ki, diğerlerinde olduğu gibi, bu ürünlerin benzerlerine Hallan Çemi’de de rastlanır. Bazı yapısal farklılıklar içerseler de, benzer takı objelerinin varlığına Çayönü’de de tanık olunur.

Takıların mezarlara göre dağılımı esas alındığında, bazılarının zengin armağanlı, diğerlerinin daha az sayıda bulgu içerdiği ve bir kısmının da bunlardan yoksun olduğu görülür. Benzeri durum diğer buluntu gruplarında da söz konusudur. Dolayısıyla, mezar bulguları bakımından, tek türden çeşitliliğe, armağan yoksunluğundan zengin olanlara kadar varan değişkenlik, toplumsal sınıf farklılıklarının varlığına yorumlanabilir. Böylesi bir olgu ancak gelişkin sosyal yaşantıyla açıklanabilir ki, veriler, Körtik Tepe yerleşiklerinin bu konuda da aşama kaydettiklerini onaylar niteliktedir.

Figürlü Ritüel Taş  Objeler

stfigob03Yarım bir balta hariç, diğerleri klorit parçacıklarından oluşan söz konusu buluntu grubunun tamamı ölü armağanı olarak mezarlarda ortaya çıkarılmıştır. Yüzeylerine kabartma ve kazıma yöntemle işlenmiş figürler, dağ keçisi olduğu anlaşılan biri hariç, ana özellikleriyle birbirlerine benzemekle beraber, ayrıntılarda bazı farklılıklar içeren tanımsız yaratıklardan oluşurlar. Dağ keçisi figürü, taş kaplar üzerinde görülenlerle doğrudan benzerlikler yansıtır ki, farklı bulgular üzerinde dağ keçisinin ısrarlı tekrarı, ana beslenme kaynağı olması doğrultusunda, bu türe yüklenmiş anlam derinliğinin de başka bir ifadesi durumundadır. Birisinde sağa, diğerlerinde sol tarafa yönelik başları, akıcı bir kavisle verilmiş böceğe benzeyen kıvrık gövdeleri, sarkık verilmiş boynuz ya da duyargaya benzeyen uzuvlarıyla kabartma teknikte işlenmiş figürlerin diğer ayrıntıları, taş kaplarda olduğu gibi, kazıma yöntemle işlenmiştir. Diğer bir tanımlamayla, genelde baş, göz, çıkıntılı yüz yapısı, gövde hatlarıyla uyumlu verilmiş ayak benzeri uzuvları ve omuz kesimindeki içiçe daireden oluşan vurgusu ile söz konusu figürler, abartılı stilize işlenmiş olmaları nedeniyle, tür açısından belirsizlikler içermektedirler. Baş yapılarıyla daha çok köpek ya da keçiye benzeyen figürlerin gövde yapıları ve omuz kesimlerine işlenmiş iç içe daireler bu yöndeki tanımlamayı olanaksız kılmaktadır. Baş tarafında işlenmiş kıvrık uzantılar anten, gövde kesiminde yer alanlar kanat olarak değerlendirilecek olursa, söz konusu figürleri arı benzeri böcek olarak da tanımlamak da olasıdır. Genelde profilden işlenmiş bu figürlerin cepheden verilmiş diğer bir örneği, yine klorit parçası üzerine işlenmiştir. Kabartma işlenmiş figür, diğerlerinde olduğu gibi, sarkık verilmiş boynuz ya da duyargaları ve iki gözü ile benzer bir varlığı sembolize etmektedir. Farklı olarak, bu kez, gövdesi kıvrık işlenmemiştir.stfigob04 Gövde, boyuna yakın kesimde iki, orta kesimde dört ve alt kesimde yine dört paralel çizgi kümesi ile donatılmıştır. Omuz kesiminde, merkezi noktası vurgulanmış içiçe daireler, karın bölgesinde ise, dörtlü çizgi kümelerini birleştiren dikey iki yiv yer alır. Söz konusu bu çizgisel ayrıntıların tamamı kazıma yöntemle işlenmiştir. Farklı buluntu türlerinin üzerine işlenmiş hayvan figürleri ve fantastik yaratıklardan başka, tek bir örnekle temsil edilmiş olsa da, yine klorit parçası üzerine işlenmiş ve yarısı korunmuş giyimli bir insan figürü, Körtik Tepe’nin ünik bulguları arasında yer alır.

Yakın Doğu’nun çağdaş hiçbir merkezinde varlığına tanık olunmayan söz konusu figürlerin gerçek bir türü temsil etmedikleri açıktır. Ölü armağanı olarak kullanılmalarının da sağladığı destekle, söz konusu figürleri, bazı inanç değerlerinin sembolik ifadeleri olarak değerlendirmek olasıdır. Figürlerin omuz kesiminde görülen içiçe dairelerin, genelde ölü armağanı olarak değerlendirilmiş bezemeli taş kapların yüzeylerinde ve bazı taş bulgularda ısrarlı işlenmiş olması da bu varsayımı diğer bir yönden desteklemektedir.

Körtik Tepe kültürüne özgü söz konusu bu emsalsiz bulguların yanı sıra, Anadolu’nun diğer erken ve geç Akeramik Neolitik dönem yerleşimleriyle Körtik Tepe arasındaki ilişkilerin varlığını düşündüren diğer bir grubu, boynuz biçiminde şekillendirilmiş küçük boyutlu taş bulgular oluşturur. Kazıma yöntemle işlenmiş yalın çizgilerden ibaret bezeme içerenlerle beraber, tamamı kloritten şekillendirilmiş boynuz biçimli objeler arasında, dikey düzenlenmiş kabartma derin yivlerle bezeli birisi, yakın benzerlerini Hallan Çemi ve Demirköy’de bulur.

Yontma Taş

ckm02Körtik Tepe’nin yontmataş buluntu topluğu, ağırlıklı olarak, çakmaktaşı aletlerden oluşur. Bunu obsidyen malzeme izler. Ayrıca, az sayıda da olsa, kuvars hammadde ile karşılaşılmıştır. Dolayısıyla şimdiye değin yapılmış olan çalışmalarla Körtik Tepe’nin yontmataş buluntu topluluğu üç hammadde ile temsil ediliyor görünmektedir. Yerel özellikler içerdiği algılanan Körtik Tepe çakmaktaşları arasında kahverengi ve gri renkli olanlar en fazla tercih edilen türlerdir ki, olasılıkla Raman Dağı kütlesi bu hammadde kaynağının merkezini oluşturmaktadır. Kuvars hammaddenin seyrek de olsa bölgedeki varlığı, bu metanın kullanılması için yöre sakinlerine bir olanak sağlamış, bundan daha ötesine gidememiş gibidir.

 Tipolojik açıdan geniş bir yelpaze gösteren alet grupları arasında, çok az sayıda örnekle temsil edilmiş olsa bile, Çayönü aletlerinin varlığı dikkat çekicidir. Bununla beraber, klasik Levant ya da Zagros geleneğine uyan PPNA ve/veya PPNB tip herhangi bir ok ucu ile karşılaşılmamıştır. Ele geçen silah tipleri de genellikle Epi-paleolitik karakterli mikrolitler ve devrik sırtlı makro uçlardan ibarettir. Bu durum Hallan Çemi ile büyük benzerlik içermektedir. Beslenmeye yönelik yontmataş aletlerin (uçlar, orak dilgiler vb gibi) sayısal açıdan azlığı hakkında henüz kesin bir şey söyleyebilmek olası olmamakla beraber, bu durum toplayıcılığın beslenmede belki de daha önemli olduğunu düşündürmektedir. Genelde kesici ve sap çıkıntılı aletlerden oluşan yontmataş eserlerden başka, çoğunluğu çakmaktaşından şekillendirilmiş büyük boyutlu kazıyıcılar da sayısal çokluk açısından dikkat çekicidir. Daha formal aletlerin ise, obsidyenden üretildiği görülür. Bunlar, çoğunlukla yarım ay ve geometrik biçimli aletlerden oluşmaktadır. Sayısal açıdan dikkati çeken diğer bir buluntu grubu da ok uçlarıdır.

obsd02Körtik Tepe’deki obsidyenin varlığı, ister meta değişimi olsun, ister lokal grubun kendi çabalarıyla elde ettiği bir olgu olsun, söz konusu malzemenin uzaklardan taşınmış olarak Körtik Tepe’ye getirilmiş olduğunun bir göstergesidir. Hallan Çemi örneklerinde de saptandığı üzere, transparan yapı içinde kolaylıkla gözlenebilen yeşilimsi renk, olasılıkla Doğu Anadolu obsidyeni olabileceğinin olası kanıtlarını temsil eder. Araştırmacılara göre ticareti yapılan önemli bir hammadde olan ve bölgede yokluğu bilinen obsidyenin höyükte kullanımı ve büyük olasılıkla bunun Doğu Anadolu’dan temini, dönem yerleşiklerinin çevreleriyle ilişkiler geliştirdiklerine; dolayısıyla, ticaretin varlığına işaret etmektedir. Böylesi bir ilişki, kuşkusuz, kültürel etkileşimleri de gündeme getirecektir ki, bu belirlem bölgenin Akeramik Neolitik yerleşimlerinin çevreleriyle bağlantılı dışa dönük bir sosyal yapıya sahip olduklarını düşündürmektedir.

Paleolitik, Neolitik ve izleyen dönem kültürleri için büyük önem taşıyan obsidyenin, çeşitli aletlerin üretiminde hammadde olarak değerlendirilmesi doğrultusunda taş kapların şekillendirilmesi ve dekore edilmelerinde de kullanıldığı görülür. İşleme ve şekillendirme konusunda doğası gereği zorluklar içeren bu malzemenin amaç doğrultusunda üretimi ve temini, bazı ilişkilerin açıklanabilmesine yardımcı olmaktadır. Körtik Tepe’de döneme özgü obsidyen ve çakmaktaşından üretilmiş aletlerin yaklaşık bütün örneklerine tanık olunması, höyük yerleşiklerinin taşı işleme konusunda Yakındoğu kültürleri arasında çağdaşlarıyla koşut bir birikime sahip olduklarını göstermektedir.